اُنْذِرُكُمْ
sizi uyarıyorum
وَلَا يَسْمَعُ
ama işitmez(ler)
مَا يُنْذَرُونَ
uyarıldıkları
﴿٤٥﴾
مَسَّتْهُمْ
onlara dokunsa
﴿٤٦﴾
فَلَا تُظْلَمُ
bir haksızlık edilmez
حَاسِب۪ينَ
hesab gören olarak
﴿٤٧﴾
الْفُرْقَانَ
Furkan'ı (hak ve batılı ayırdeden kitabı)
وَضِيَٓاءً
ve bir ışık olan
لِلْمُتَّق۪ينَۙ
muttakiler (korunanlar) için
﴿٤٨﴾
مِنَ السَّاعَةِ
(Duruşma) saatinden
﴿٤٩﴾
اَنْزَلْنَاهُۜ
ona indirdiğimiz
اَفَاَنْتُمْ
şimdi siz ediyor musunuz?
﴿٥٠﴾
رُشْدَهُ
doğru yolu bulma yeteneğini
﴿٥١﴾
﴿٥٢﴾
﴿٥٣﴾
وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ
ve babalarınız
﴿٥٤﴾
اَجِئْتَنَا
bize getirdin mi?
مِنَ اللَّاعِب۪ينَ
şaka mı yapıyorsun?
﴿٥٥﴾
الَّذ۪ي فَطَرَهُنَّۘ
onları yaratmıştır
مِنَ الشَّاهِد۪ينَ
şahidlik edenlerdenim
﴿٥٦﴾
وَتَاللّٰهِ
Allah'a and olsun ki
لَاَك۪يدَنَّ
bir tuzak kuracağım
اَنْ تُوَلُّوا
siz gittikten
﴿٥٧﴾