الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا
kafirler
اِنْ يَتَّخِذُونَكَ
seni edinirler
الَّذ۪ي يَذْكُرُ
diline dolayan
اٰلِهَتَكُمْۚ
sizin tanrılarınızı
هُمْ كَافِرُونَ
inkar ediyorlar
﴿٣٦﴾
سَاُر۪يكُمْ
size göstereceğim
فَلَا تَسْتَعْجِلُونِ
benden acele istemeyin
﴿٣٧﴾
الْوَعْدُ
tehdid(ettiğiniz azab)
صَادِق۪ينَ
doğru söyleyenler
﴿٣٨﴾
لَوْ يَعْلَمُ
bir bilselerdi
الَّذ۪ينَ كَفَرُوا
inkar edenler
لَا يَكُفُّونَ
savamayacakları
عَنْ وُجُوهِهِمُ
yüzlerinden
عَنْ ظُهُورِهِمْ
sırtlarından
وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ
ve yardım da olunmayacakları
﴿٣٩﴾
تَأْت۪يهِمْ
o onlara gelecek
فَتَبْهَتُهُمْ
onları şaşırtacak
فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ
güçleri yetmeyecek
وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ
ve ne de kendilerine süre verilecek
﴿٤٠﴾
بِرُسُلٍ
peygamberlerle de
مِنْ قَبْلِكَ
senden önceki
بِالَّذ۪ينَ سَخِرُوا
alay edenleri
كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
o alay ettikleri
﴿٤١﴾
يَكْلَؤُ۬كُمْ
sizi koruyacak?
مِنَ الرَّحْمٰنِۜ
Rahman'dan
مُعْرِضُونَ
yüz çeviriyorlar
﴿٤٢﴾
لَهُمْ اٰلِهَةٌ
tanrıları mı var?
تَمْنَعُهُمْ
onları koruyacak
لَا يَسْتَط۪يعُونَ
onların gücü yetmez
﴿٤٣﴾
وَاٰبَٓاءَهُمْ
ve atalarını
اَفَلَا يَرَوْنَ
görmüyorlar mı?
الْاَرْضَ
yerlerini (topraklarını)
نَنْقُصُهَا
eksilttiğimizi
مِنْ اَطْرَافِهَاۜ
uçlarından
﴿٤٤﴾