كَانَتْ ظَالِمَةً
zulmeden
وَاَنْشَأْنَا
ve inşa ettik
﴿١١﴾
﴿١٢﴾
لَا تَرْكُضُوا
(boşuna) kaçmayın
اِلٰى مَٓا
şeylere (ni'metlere)
اُتْرِفْتُمْ
şımartıldığınız
وَمَسَاكِنِكُمْ
ve yurtlarınıza
تُسْـَٔلُونَ
sorguya çekileceksiniz
﴿١٣﴾
﴿١٤﴾
دَعْوٰيهُمْ
mırıldanmaları
جَعَلْنَاهُمْ
biz onları yapıncaya
حَص۪يداً
biçilmiş (ekin gibi)
خَامِد۪ينَ
sönmüş ateş (gibi)
﴿١٥﴾
وَمَا خَلَقْنَا
biz yaratmadık
بَيْنَهُمَا
bunlar arasında
﴿١٦﴾
مِنْ لَدُنَّاۗ
kendi katımızdan
﴿١٧﴾
فَيَدْمَغُهُ
o onun beynini parçalar
وَلَكُمُ الْوَيْلُ
vay size!
مِمَّا تَصِفُونَ
yakıştırdıklarınızdan ötürü
﴿١٨﴾
لَا يَسْتَكْبِرُونَ
büyüklenmez
عَنْ عِبَادَتِه۪
O'na kulluk etmekten
وَلَا يَسْتَحْسِرُونَۚ
ve yorulmazlar
﴿١٩﴾
يُسَبِّحُونَ
tesbih ederler
لَا يَفْتُرُونَ
hiç ara vermezler
﴿٢٠﴾
اَمِ اتَّخَذُٓوا
yoksa mi edindiler?
﴿٢١﴾
لَفَسَدَتَاۚ
ikisi de bozulup gitmişti
فَسُبْحَانَ
yüce(münezzeh)dir
عَمَّا يَصِفُونَ
onların nitelendirmelerinden
﴿٢٢﴾
عَمَّا يَفْعَلُ
yaptığından
﴿٢٣﴾
مِنْ دُونِه۪ٓ
O'ndan başka
مَنْ مَعِيَ
benimle beraber olanların
مَنْ قَبْل۪يۜ
benden öncekilerin
لَا يَعْلَمُونَۙ
bilmezler
فَهُمْ
bundan dolayı onlar
مُعْرِضُونَ
(haktan) yüz çevirirler
﴿٢٤﴾