اٰتَيْنَاهُمْ
onlara verdik
﴿٢١١﴾
لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا
inkar edenlere
وَيَسْخَرُونَ
alay ederler
مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۢ
inananlarla
فَوْقَهُمْ
onlardan üstündürler
﴿٢١٢﴾
النَّبِيّ۪نَ
peygamberleri
وَمُنْذِر۪ينَۖ
ve uyarıcılar olarak
لِيَحْكُمَ
hükmetmek üzere
ف۪يمَا اخْتَلَفُوا ف۪يهِۜ
anlaşmazlığa düştükleri konularda
وَمَا اخْتَلَفَ
anlaşmazlığa düştü(ler)
اِلَّا الَّذ۪ينَ اُو۫تُوهُ
kendilerine (Kitap) verilmiş olanlar
مَا جَٓاءَتْهُمُ
kendilerine geldikten
الْبَيِّنَاتُ
açık deliller
بَغْياً
sırf kıskançlıktan ötürü
فَهَدَى
bunun üzerine iletti
الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
iman edenleri
لِمَا اخْتَلَفُوا
ayrılığa düştükleri
﴿٢١٣﴾
اَنْ تَدْخُلُوا
gireceğinizi mi
وَلَمَّا يَأْتِكُمْ
başınıza gelmeden
الَّذ۪ينَ خَلَوْا
geçenlerin
مِنْ قَبْلِكُمْۜ
sizden önce
مَسَّتْهُمُ
Onlara dokunmuştu
وَالضَّرَّٓاءُ
ve yoksulluk
وَزُلْزِلُوا
ve sarsılmışlardı ki
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
ve inananlar
﴿٢١٤﴾
يَسْـَٔلُونَكَ
sana soruyorlar
يُنْفِقُونَۜ
(Allah yolunda) harcayacaklarını
مَٓا اَنْفَقْتُمْ
vereceğiniz şey
فَلِلْوَالِدَيْنِ
ana-baba içindir
وَالْاَقْرَب۪ينَ
ve yakınlar
وَابْنِ السَّب۪يلِۜ
ve yolda kalmış(lar)
وَمَا تَفْعَلُوا
ve ne yaparsanız
﴿٢١٥﴾