قَالَ
(Zu'l-Karneyn) dedi ki
فَاِذَا جَٓاءَ
geldiği zaman
حَقاًّۜ
haktır (gerçektir)
﴿٩٨﴾
يَمُوجُ
dalgalanır bir halde
فَجَمَعْنَاهُمْ
ve onları toplarız
﴿٩٩﴾
﴿١٠٠﴾
عَنْ ذِكْر۪ي
beni anmağa karşı
وَكَانُوا لَا يَسْتَط۪يعُونَ
ve tahammül edemezlerdi
سَمْعاً۟
(Kur'an'ı) dinlemeğe
﴿١٠١﴾
الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا
o inkarcılar
اَنْ يَتَّخِذُوا
kendilerine edineceklerini
مِنْ دُون۪ٓي
benden ayrı olarak
اَوْلِيَٓاءَۜ
veliler (dost)
﴿١٠٢﴾
هَلْ نُنَبِّئُكُمْ
size söyleyeyim mi?
بِالْاَخْسَر۪ينَ
en çok ziyana uğrayanları
اَعْمَالاًۜ
işleri bakımından
﴿١٠٣﴾
الَّذ۪ينَ ضَلَّ
onların boşa gider
يُحْسِنُونَ
iyi yaptıklarını
﴿١٠٤﴾
الَّذ۪ينَ كَفَرُوا
inkar eden kimselerdir
وَلِقَٓائِه۪
ve O'na kavuşmayı
فَحَبِطَتْ
bu yüzden boşa çıkan
﴿١٠٥﴾
جَزَٓاؤُ۬هُمْ
onların cezası
وَاتَّخَذُٓوا
ve edinmeleri
﴿١٠٦﴾
الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
iman eden
كَانَتْ لَهُمْ
onlar için vardır
﴿١٠٧﴾
خَالِد۪ينَ
sürekli kalacaklardır
لَا يَبْغُونَ
hiç istemezler
﴿١٠٨﴾
لِكَلِمَاتِ
sözleri(ni yazmak) için
بِمِثْلِه۪
bir o kadarını daha
﴿١٠٩﴾
كَانَ يَرْجُوا
arzu ediyorsa
وَلَا يُشْرِكْ
ve ortak etmesin
بِعِبَادَةِ
(yaptığı) ibadete
﴿١١٠﴾