الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ
yalvaranlarla
وَلَا تُطِـعْ
ve itaat etme
عَنْ ذِكْرِنَا
bizi anmaktan
﴿٢٨﴾
مِنْ رَبِّكُمْ
Rabbinizdendir
فَمَنْ شَٓاءَ
artık dileyen
يَسْتَغ۪يثُوا
feryad edip yardım isteseler
يُغَاثُوا
kendilerine yardım edilir
كَالْمُهْلِ
erimiş maden gibi
﴿٢٩﴾
مَنْ اَحْسَنَ
güzel yapanın
﴿٣٠﴾
اُو۬لٰٓئِكَ
onlar öyle kimselerdir ki
لَهُمْ
kendileri için vardır
مِنْ تَحْتِهِمُ
altlarından
مِنْ اَسَاوِرَ
bileziklerle
مِنْ سُنْدُسٍ
ince ipekten
وَاِسْتَبْرَقٍ
ve kalın ipekten
﴿٣١﴾
لِاَحَدِهِمَا
ikisinden birine
وَحَفَفْنَاهُمَا
ve onların etrafını çevirmiştik
وَجَعَلْنَا
ve bitirmiştik
بَيْنَهُمَا
ortalarında da
﴿٣٢﴾
وَلَمْ تَظْلِمْ
eksik etmemişti
وَفَجَّرْنَا
ve akıtmıştık
﴿٣٣﴾
﴿٣٤﴾