مِمَّٓا اَوْحٰٓى
vahyettiğindendir
مِنَ الْحِكْمَةِۜ
Hikmet'ten
مَدْحُوراً
uzaklaştırılmış olarak
﴿٣٩﴾
اَفَاَصْفٰيكُمْ
size mi seçti?
وَاتَّخَذَ
ve edindi (kendisine)
مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ
meleklerden
لَتَقُولُونَ
söylüyorsunuz
عَظ۪يماً۟
büyük (çok tehlikeli)
﴿٤٠﴾
صَرَّفْنَا
biz türlü biçimlerde anlattık
ف۪ي هٰذَا الْقُرْاٰنِ
bu Kur'an'da
لِيَذَّكَّرُواۜ
düşünüp anlasınlar diye
وَمَا يَز۪يدُهُمْ
fakat bu artırmıyor
﴿٤١﴾
لَابْتَغَوْا
onlar da ararlardı
﴿٤٢﴾
عَمَّا يَقُولُونَ
onların dediklerinden
﴿٤٣﴾
تُسَبِّحُ لَهُ
O'nu tesbih ederler
وَمَنْ ف۪يهِنَّۜ
ve bunların içindekiler
وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ
hiçbir şey yoktur
اِلَّا يُسَبِّحُ
tesbih etmeyen
لَا تَفْقَهُونَ
siz anlamazsınız
تَسْب۪يحَهُمْۜ
onların tesbihlerini
غَفُوراً
çok bağışlayandır
﴿٤٤﴾
الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ
inanmayanların
﴿٤٥﴾
وَجَعَلْنَا
ve kılarız (koyarız)
عَلٰى قُلُوبِهِمْ
kablerine
اَنْ يَفْقَهُوهُ
onu anlamalarına engel olacak
وَف۪ٓي اٰذَانِهِمْ
ve kulaklarına
عَلٰٓى اَدْبَارِهِمْ
arkalarına
﴿٤٦﴾
اَعْلَمُ
gayet iyi biliyoruz
بِمَا يَسْتَمِعُونَ
ne sebeple dinlediklerini
اِذْ يَسْتَمِعُونَ
dinlerken
وَاِذْ هُمْ
kendi aralarında
اِذْ يَقُولُ
dedikleri zaman
اِنْ تَتَّبِعُونَ
siz uymuyorsunuz
﴿٤٧﴾
ضَرَبُوا
misaller verdiler
الْاَمْثَالَ
benzetmelerle
فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ
artık bir daha bulamazlar
﴿٤٨﴾
ءَاِذَا كُنَّا
biz iken mi?
وَرُفَاتاً
ve ufalanmış toprak
ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَ
biz diriltilecek miyiz?
﴿٤٩﴾