مِنْ مُوصٍ
vasiyyet edenin
جَنَفاً
hata işleyeceğinden
اِثْماً
günah işlemesinden
﴿١٨٢﴾
الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
iman edenler
عَلَيْكُمُ
sizin üzerinize de
الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ
sizden öncekiler
﴿١٨٣﴾
وَعَلَى الَّذ۪ينَ يُط۪يقُونَهُ
ona (güç) dayananların
فِدْيَةٌ
fidye vermesi lazımdır
خَيْراً
bir iyilik yaparsa
وَاَنْ تَصُومُوا
ve oruç tutmanız
كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
bilirseniz
﴿١٨٤﴾
وَبَيِّنَاتٍ
ve açıklayıcı
وَالْفُرْقَانِۚ
doğruyu ve yanlışı ayırdetmeyi
فَعِدَّةٌ
sayısınca tutsun
وَلِتُكْمِلُوا
ve tamamlamanızı (ister)
وَلِتُكَبِّرُوا
ve yüceltmenizi (ister)
عَلٰى مَا هَدٰيكُمْ
size doğru yolu gösterdiğinden dolayı
وَلَعَلَّكُمْ
umulur ki siz
﴿١٨٥﴾
وَاِذَا سَاَلَكَ
sana sorar(lar)sa
فَلْيَسْتَج۪يبُوا
O halde onlar da karşılık versinler
وَلْيُؤْمِنُوا
inansınlar ki
يَرْشُدُونَ
doğru yola erişirler
﴿١٨٦﴾