يَسُومُونَكُمْ
onlar sizi sürüyorlardı
وَيُذَبِّحُونَ
kesiyorlardı
اَبْنَٓاءَكُمْ
oğullarınızı
وَيَسْتَحْيُونَ
sağ bırakıyorlardı
نِسَٓاءَكُمْۜ
kadınlarınızı
وَف۪ي ذٰلِكُمْ
bunda size vardı
مِنْ رَبِّكُمْ
Rabbinizden
﴿٦﴾
وَاِذْ تَاَذَّنَ
ve size bildirmişti
لَاَز۪يدَنَّكُمْ
elbette size daha fazla veririm
كَفَرْتُمْ
nankörlük ederseniz
﴿٧﴾
اِنْ تَكْفُرُٓوا
nankörlük etseniz
وَمَنْ فِي الْاَرْضِ
ve yeryüzündekiler
﴿٨﴾
اَلَمْ يَأْتِكُمْ
size gelmedi mi?
الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ
sizden öncekilerin
وَالَّذ۪ينَ مِنْ بَعْدِهِمْۜۛ
ve onlardan sonra gelenlerin
لَا يَعْلَمُهُمْ
onları kimse bilmez
جَٓاءَتْهُمْ
onlara getirdi
اَيْدِيَهُمْ
onlar ellerini
ف۪ٓي اَفْوَاهِهِمْ
ağızlarına
بِمَٓا اُرْسِلْتُمْ بِه۪
sizinle gönderileni
تَدْعُونَـنَٓا اِلَيْهِ
sizin bizi çağırdığınız
﴿٩﴾
يَدْعُوكُمْ
(O) sizi davet ediyor
لِيَغْفِرَ
bağışlamak için
مِنْ ذُنُوبِكُمْ
günahlarınızdan bir kısmını
وَيُؤَخِّرَكُمْ
ve sizi ertelemek için
اِلٰٓى اَجَلٍ
bir süreye kadar
اَنْ تَصُدُّونَا
bizi çevirmek
عَمَّا كَانَ يَعْبُدُ
taptığından
فَأْتُونَا
o halde bize getirin
﴿١٠﴾