وَمَا تَسْـَٔلُهُمْ
sen istemiyorsun
لِلْعَالَم۪ينَ۟
bütün alemler için
﴿١٠٤﴾
مُعْرِضُونَ
yüzlerini çevirirler
﴿١٠٥﴾
اِلَّا وَهُمْ مُشْرِكُونَ
ortak koşmadan
﴿١٠٦﴾
اَفَاَمِنُٓوا
onlar emin midirler?
اَنْ تَأْتِيَهُمْ
kendilerine gelmeyeceğinden
غَاشِيَةٌ
sargın bir belanın
تَأْتِيَهُمُ
kendilerine gelmeyeceğinden
لَا يَشْعُرُونَ
hiç farkında değillerken
﴿١٠٧﴾
وَمَنِ اتَّبَعَن۪يۜ
ve bana uyanlar…
مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ
ortak koşanlardan
﴿١٠٨﴾
وَمَٓا اَرْسَلْنَا
göndermedik
مِنْ قَبْلِكَ
senden önce de
اَفَلَمْ يَس۪يرُوا
hiç gezmediler mi?
الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ
kendilerinden öncekilerin
لِلَّذ۪ينَ اتَّقَوْاۜ
korunanlar için
اَفَلَا تَعْقِلُونَ
aklınızı kullanmıyor musunuz?
﴿١٠٩﴾
اسْتَيْـَٔسَ
umutlarını kestiler
كُذِبُوا
yalanlandıklarını
مَنْ نَشَٓاءُۜ
dilediğimiz kimseler
وَلَا يُرَدُّ
asla geri çevrilmez
عَنِ الْقَوْمِ
topluluğundan
﴿١١٠﴾
ف۪ي قَصَصِهِمْ
onların hikayelerinde
الَّذ۪ي بَيْنَ يَدَيْهِ
kendinden öncekinin
﴿١١١﴾