اَحْلَامٍۚ
düşlerden ibarettir
الْاَحْلَامِ
karışık düşlerin
بِعَالِم۪ينَ
bilen kişiler
﴿٤٤﴾
اُنَبِّئُكُمْ
size haber veririm
بِتَأْو۪يلِه۪
onun yorumunu
فَاَرْسِلُونِ
hemen beni gönderin
﴿٤٥﴾
اَيُّهَا الصِّدّ۪يقُ
ey çok doğru söyleyen
اَفْتِنَا
bize söyler misin nedir?
﴿٤٦﴾
تَزْرَعُونَ
siz (ürünü) ekin
فَمَا حَصَدْتُمْ
biçtiğinizi
مِمَّا تَأْكُلُونَ
yiyeceğiniz
﴿٤٧﴾
مَا قَدَّمْتُمْ لَهُنَّ
önceden (biriktirdiklerinizi)
مِمَّا تُحْصِنُونَ
sakladığınız
﴿٤٨﴾
يُغَاثُ
bol yağmur verilir
يَعْصِرُونَ۟
(insanlar meyve) sıkarlar
﴿٤٩﴾
ائْتُون۪ي بِه۪ۚ
Onu bana getirin
بِكَيْدِهِنَّ
onların tuzaklarını
﴿٥٠﴾
مَا خَطْبُكُنَّ
durumunuz neydi?
رَاوَدْتُنَّ
murad almak istediğiniz
مَا عَلِمْنَا
biz bilmiyoruz
مِنْ سُٓوءٍۜ
hiçbir kötülüğünü
رَاوَدْتُهُ
murad almak istemiştim
عَنْ نَفْسِه۪
onun nefsinden
لَمِنَ الصَّادِق۪ينَ
doğrulardandır
﴿٥١﴾
لِيَعْلَمَ
bilmesi içindir
لَمْ اَخُنْهُ
kendisine hainlik etmediğimi
لَا يَهْد۪ي
başarıya ulaştırmayacağını
﴿٥٢﴾