ف۪ي مِرْيَةٍ
hiç bir tereddüdün
مِمَّا يَعْبُدُ
taptıkları hakkında
مَا يَعْبُدُونَ
onlar tapmazlar
نَص۪يبَهُمْ
onların paylarını
غَيْرَ مَنْقُوصٍ۟
eksiksiz
﴿١٠٩﴾
فَاخْتُلِفَ
ayrılığa düşüldü
مِنْ رَبِّكَ
Rabbin tarafından
وَاِنَّهُمْ
şüphesiz onlar
مِنْهُ
bunun (Kur'an'ın) hakkında
﴿١١٠﴾
لَمَّا لَيُوَفِّيَنَّهُمْ
tastamam verecektir
اَعْمَالَهُمْۜ
onların yaptıklarını
بِمَا يَعْمَلُونَ
yaptıklarından
﴿١١١﴾
وَمَنْ تَابَ
ve tevbe edenler de..
وَلَا تَطْغَوْاۜ
ve aşırı gitmeyin
بِمَا تَعْمَلُونَ
yaptıklarınızı
﴿١١٢﴾
وَلَا تَرْكَـنُٓوا
meyletmeyin
اِلَى الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا
zulmedenlere
فَتَمَسَّكُمُ
yoksa size dokunur
مِنْ اَوْلِيَٓاءَ
dostlarınız
لَا تُنْصَرُونَ
yardım göremezsiniz
﴿١١٣﴾
وَزُلَفاً
ve yakın vakitlerinde
السَّيِّـَٔاتِۜ
kötülükleri
لِلذَّاكِر۪ينَۚ
ibret alanlara
﴿١١٤﴾
الْمُحْسِن۪ينَ
iyilik yapanların
﴿١١٥﴾
فَلَوْلَا كَانَ
bulunmalı değil miydi?
مِنَ الْقُرُونِ
nesillerden
مِنْ قَبْلِكُمْ
sizden önceki
اُو۬لُوا بَقِيَّةٍ
fazilet sahipleri
مِمَّنْ اَنْجَيْنَا
kendilerini kurtardığımız
وَاتَّبَعَ
peşine takıldılar
الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا
zulmedenler ise
مَٓا اُتْرِفُوا
bulundukları refahın
مُجْرِم۪ينَ
suçlu kimseler
﴿١١٦﴾
مُصْلِحُونَ
ıslah edici iken
﴿١١٧﴾