فَلَوْلَا كَانَتْ
bulunsaydı ya!
فَنَفَعَهَٓا
kendine yarar sağlamış
لَمَّٓا اٰمَنُوا
iman edince
وَمَتَّعْنَاهُمْ
ve onları yararlandırdık
اِلٰى ح۪ينٍ
belli bir süreye kadar
﴿٩٨﴾
﴿٩٩﴾
وَمَا كَانَ
mümkün değildir
الَّذ۪ينَ لَا يَعْقِلُونَ
akıl erdiremeyenlerin
﴿١٠٠﴾
وَمَا تُغْنِي
bir şey kazandırmaz
لَا يُؤْمِنُونَ
iman etmeyen
﴿١٠١﴾
فَهَلْ يَنْتَظِرُونَ
mı bekliyorlar?
اَيَّامِ
(başlarına gelen) günlerin
الَّذ۪ينَ خَلَوْا
geçmiş olanların
مِنْ قَبْلِهِمْۜ
kendilerinden önce
فَانْتَظِرُٓوا
bekleyin bakalım
مِنَ الْمُنْتَظِر۪ينَ
bekleyenlerdenim
﴿١٠٢﴾
رُسُلَنَا
peygamberlerimizi
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
ve iman edenleri
الْمُؤْمِن۪ينَ۟
Mü'minleri
﴿١٠٣﴾
مِنْ د۪ين۪ي
benim dinimden
فَلَٓا اَعْبُدُ
bilin ki ben tapmıyorum
الَّذ۪ينَ تَعْبُدُونَ
sizin taptıklarınıza
الَّذ۪ي يَتَوَفّٰيكُمْۚ
sizin canınızı alacak olan
مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَۙ
mü'minlerden
﴿١٠٤﴾
مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ
ortak koşanlardan
﴿١٠٥﴾
لَا يَنْفَعُكَ
sana yararı dokunmayan
وَلَا يَضُرُّكَۚ
veya zararı dokunmayan
مِنَ الظَّالِم۪ينَ
zalimlerden olursun
﴿١٠٦﴾