اَفَاَنْتَ تَهْدِي
sen doğru yola iletebilecek misin?
كَانُوا لَا يُبْصِرُونَ
görmüyorlarsa
﴿٤٣﴾
لَا يَظْلِمُ
haksızlık etmez
اَنْفُسَهُمْ
kendi kendilerine
يَظْلِمُونَ
haksızlık ederler
﴿٤٤﴾
يَحْشُرُهُمْ
onları toplayacağımız
لَمْ يَلْبَثُٓوا
kalmamışlar
اِلَّا سَاعَةً
bir anı kadar bile
بَيْنَهُمْۜ
kendi aralarında
خَسِرَ
zarara uğramışlardır
الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا
yalanlayanlar
وَمَا كَانُوا مُهْتَد۪ينَ
ve doğru yola girmeyenler
﴿٤٥﴾
نُرِيَنَّكَ
sana göstersek
الَّذ۪ي نَعِدُهُمْ
onlara vaadettiklerimizin
نَتَوَفَّـيَنَّكَ
seni vefat ettirsek
فَاِلَيْنَا
sonuçta bizedir
مَرْجِعُهُمْ
onların dönüşü
عَلٰى مَا يَفْعَلُونَ
onların yaptıklarına
﴿٤٦﴾
رَسُولٌۚ
bir peygamberi vardır
فَاِذَا جَٓاءَ
onlara geldiğinde
لَا يُظْلَمُونَ
haksızlığa uğratılmazlar
﴿٤٧﴾
﴿٤٨﴾
لَٓا اَمْلِكُ
ben dokunduramam
فَلَا يَسْتَأْخِرُونَ
ne geriye bırakılırlar
وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ
ne de öne alınırlar
﴿٤٩﴾
اَرَاَيْتُمْ
söyleyin bakalım
اِنْ اَتٰيكُمْ
size gelirse
يَسْتَعْجِلُ
acele ediyorlar
﴿٥٠﴾
اِذَا مَا وَقَعَ
gerçekleştirdikten
كُنْتُمْ بِه۪ تَسْتَعْجِلُونَ
siz onu acele istiyordunuz
﴿٥١﴾
لِلَّذ۪ينَ ظَلَمُوا
zulmedenlere
هَلْ تُجْزَوْنَ
cezalandırılıyor musunuz?
بِمَا كُنْتُمْ تَكْسِبُونَ
kazandıklarınızdan
﴿٥٢﴾
وَيَسْتَنْبِـؤُ۫نَكَ
senden soruyorlar
وَرَبّ۪ٓي
Rabbime yemin ederim ki
وَمَٓا اَنْتُمْ
ve siz değilsiniz
بِمُعْجِز۪ينَ۟
aciz bırakacak
﴿٥٣﴾