وَالسَّابِقُونَ
öne geçenlerden
مِنَ الْمُهَاجِر۪ينَ
Muhacirlerden
وَالْاَنْصَارِ
ve Ensardan
وَالَّذ۪ينَ اتَّبَعُوهُمْ
ve ona tabi olanlar
وَرَضُوا
onlar da razı olmuşlardır
﴿١٠٠﴾
مِنَ الْاَعْرَابِ
bedevi Araplardan
عَلَى النِّفَاقِ
iki yüzlülüğe
لَا تَعْلَمُهُمْۜ
sen onları bilmezsin
نَعْلَمُهُمْۜ
onları biliriz
سَنُعَذِّبُهُمْ
onlara azabedeceğiz
يُرَدُّونَ
onlar itileceklerdir
﴿١٠١﴾
وَاٰخَرُونَ
başka bir kısmı da
اعْتَرَفُوا
itiraf ettiler
خَلَطُوا
birbirine karıştırdılar
اَنْ يَتُوبَ
tevbesini kabul eder
﴿١٠٢﴾
مِنْ اَمْوَالِهِمْ
onların mallarından
تُطَهِّرُهُمْ
kendilerini temizleyeceğin
وَتُزَكّ۪يهِمْ
yücelteceğin
﴿١٠٣﴾
اَلَمْ يَعْلَمُٓوا
bilmediler mi ki
عَنْ عِبَادِه۪
kullarından
التَّوَّابُ
tevbeyi çok kabul eden
الرَّح۪يمُ
çok esirgeyendir
﴿١٠٤﴾
اعْمَلُوا
yapın (yapacağınızı)
عَمَلَكُمْ
yaptığınız işleri
وَالْمُؤْمِنُونَۜ
ve mü'minler de
وَسَتُرَدُّونَ
sonra döndürüleceksiniz
وَالشَّهَادَةِ
ve görüleni
فَيُنَبِّئُكُمْ
O size haber verecek
بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَۚ
yaptıklarınızı
﴿١٠٥﴾
وَاٰخَرُونَ
başkaları da var ki
مُرْجَوْنَ
bırakılmışlardır
اِمَّا يُعَذِّبُهُمْ
ya onlara azabeder
وَاِمَّا يَتُوبُ
ya da affeder
حَك۪يمٌ
hüküm ve hikmet sahibidir
﴿١٠٦﴾