يَعْتَذِرُونَ
özür dilerler
رَجَعْتُمْ
geri dönüp geldiğiniz
اِلَيْهِمْۜ
onların yanına
لَا تَعْتَذِرُوا
hiç özür dilemeyin
مِنْ اَخْبَارِكُمْۜ
sizin haberlerinizi
تُرَدُّونَ
döndürüleceksiniz
وَالشَّهَادَةِ
ve görüleni
فَيُنَبِّئُكُمْ
O size haber verecek
بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
yaptıklarınızı
﴿٩٤﴾
سَيَحْلِفُونَ
yemin edecekler
انْقَلَبْتُمْ
yanlarına geldiğiniz
لِتُعْرِضُوا
vazgeçmeniz için
وَمَأْوٰيهُمْ
varacakları yer
كَانُوا يَكْسِبُونَ
kazandıkları
﴿٩٥﴾
يَحْلِفُونَ
yemin ediyorlar
لِتَرْضَوْا
razı olmanız için
فَاِنْ تَرْضَوْا
siz razı olsanız bile
عَنِ الْقَوْمِ
topluluktan
الْفَاسِق۪ينَ
yoldan çıkan
﴿٩٦﴾
اَلْاَعْرَابُ
bedevi Araplar
وَنِفَاقاً
ve iki yüzlülükçe
وَاَجْدَرُ
ve daha müsaittirler
اَلَّا يَعْلَمُوا
tanımamağa
حَك۪يمٌ
hüküm ve hikmet sahibidir
﴿٩٧﴾
وَمِنَ الْاَعْرَابِ
bedevi Araplardan
الدَّوَٓائِرَۜ
başınıza belalar gelmesini
دَٓائِرَةُ
bela başına gelsin
﴿٩٨﴾
وَمِنَ الْاَعْرَابِ
bedevi Araplardan
وَصَلَوَاتِ
ve du'alarını almaya
قُرْبَةٌ
yakınlık vesilesidir
سَيُدْخِلُهُمُ
onları sokacaktır
﴿٩٩﴾