اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا
inkar edenlere gelince
سَوَٓاءٌ عَلَيْهِمْ
onlar için birdir
ءَاَنْذَرْتَهُمْ
onları uyarsan da
اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ
uyarmasan da
لَا يُؤْمِنُونَ
inanmazlar
﴿٦﴾
عَلٰى قُلُوبِهِمْ
onların kalblerini
وَعَلٰى سَمْعِهِمْۜ
ve kulaklarını
وَعَلٰٓى اَبْصَارِهِمْ
gözlerine de
وَلَهُمْ
Onlar için vardır
﴿٧﴾
وَمِنَ النَّاسِ
insanlardan öyleleri de
وَمَا هُمْ بِمُؤْمِن۪ينَۢ
inanmadıkları halde
﴿٨﴾
يُخَادِعُونَ
aldatmağa çalışırlar
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُواۚ
ve mü'minleri
وَمَا يَخْدَعُونَ
aldatamazlar
اِلَّٓا اَنْفُسَهُمْ
kendilerinden başkasını
وَمَا يَشْعُرُونَۜ
farkında değiller
﴿٩﴾
ف۪ي قُلُوبِهِمْ
onların kablerinde
بِمَا كَانُوا يَكْذِبُونَ
yalan söylemelerinden ötürü
﴿١٠﴾
وَاِذَا ق۪يلَ
denildiği zaman
لَا تُفْسِدُوا
bozgunculuk yapmayın
مُصْلِحُونَ
düzelticileriz
﴿١١﴾
الْمُفْسِدُونَ
bozgunculardır
لَا يَشْعُرُونَ
anlamazlar
﴿١٢﴾
السُّفَـهَٓاءُۜ
beyinsizlerin
هُمُ السُّفَـهَٓاءُ
asıl beyinsizler kendileridir
﴿١٣﴾
الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
inanmış olanlara
اِلٰى شَيَاط۪ينِهِمْۙ
şeytanlarıyla
مَعَكُمْۙ
sizinle beraberiz
اِنَّمَا نَحْنُ
biz sadece
مُسْتَهْزِؤُ۫نَ
(onlarla) alay ediyoruz
﴿١٤﴾
وَيَمُدُّهُمْ
ve onları bırakır
ف۪ي طُغْيَانِهِمْ
taşkınları içinde
يَعْمَهُونَ
bocalayıp dururlar
﴿١٥﴾
الَّذ۪ينَ اشْتَرَوُا
satın aldılar
بِالْهُدٰىۖ
hidayet karşılığında
مُهْتَد۪ينَ
doğru yolu bulanlardan
﴿١٦﴾