فَلَا تُعْجِبْكَ
seni imrendirmesin
اَمْوَالُهُمْ
onların malları
وَلَٓا اَوْلَادُهُمْۜ
ve de evladları
لِيُعَذِّبَهُمْ
onlara azabetmeyi
وَهُمْ كَافِرُونَ
ve kafir olarak
﴿٥٥﴾
وَيَحْلِفُونَ
yemin ediyorlar
لَمِنْكُمْۜ
sizden olduklarına
﴿٥٦﴾
مَلْجَـٔاً
sığınacak bir yer
مُدَّخَلاً
sokulacak bir delik
﴿٥٧﴾
يَلْمِزُكَ
sana dil uzatır
فِي الصَّدَقَاتِۚ
sadakalar hakkında
اُعْطُوا
kendilerine pay verilse
لَمْ يُعْطَوْا
kendilerine pay verilmezse
﴿٥٨﴾
مَٓا اٰتٰيهُمُ
kendilerine verdiğine
سَيُؤْت۪ينَا
yakında bize verecek
مِنْ فَضْلِه۪
bol lutfundan
﴿٥٩﴾
الصَّدَقَاتُ
sadakalar (zekatlar)
لِلْفُقَـرَٓاءِ
fakirlere mahsustur
وَالْمَسَاك۪ينِ
ve düşkünlere
وَالْعَامِل۪ينَ
ve çalışan memurlara
وَالْمُؤَ۬لَّفَةِ
ve ısındırılacak olanlara
وَفِي الرِّقَابِ
ve kölelere
وَالْغَارِم۪ينَ
ve borçlulara
وَابْنِ السَّب۪يلِۜ
ve yolcuya
حَك۪يمٌ
hüküm ve hikmet sahibidir
﴿٦٠﴾
وَمِنْهُمُ
içlerinden bazıları da
الَّذ۪ينَ يُؤْذُونَ
incitirler
لِلْمُؤْمِن۪ينَ
mü'minlere
وَرَحْمَةٌ
ve bir rahmettir
لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
inananlar için de
وَالَّذ۪ينَ يُؤْذُونَ
incitenlere
﴿٦١﴾