وَثِقَالاً
gerek ağır olarak
بِاَمْوَالِكُمْ
mallarınızla
وَاَنْفُسِكُمْ
ve canlarınızla
كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
bilirseniz
﴿٤١﴾
وَسَفَراً
ve bir yolculuk olsaydı
لَاتَّـبَعُوكَ
elbette sana tabi olurlardı
الشُّقَّةُۜ
aşılacak mesafe
وَسَيَحْلِفُونَ
bir de yemin edecekler
لَوِ اسْتَطَعْنَا
gücümüz yetseydi
لَكَاذِبُونَ۟
yalancı olduklarını
﴿٤٢﴾
يَتَبَيَّنَ
iyice belli olana
الَّذ۪ينَ صَدَقُوا
doğru söyleyenler
الْكَاذِب۪ينَ
yalan söyleyenler
﴿٤٣﴾
لَا يَسْتَأْذِنُكَ
senden izin istemezler
الَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ
inananlar
اَنْ يُجَاهِدُوا
cihadetmek için
بِاَمْوَالِهِمْ
mallariyle
وَاَنْفُسِهِمْۜ
ve canlariyle
بِالْمُتَّق۪ينَ
korunanları
﴿٤٤﴾
يَسْتَأْذِنُكَ
senden izin isterler
الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ
inanmayan
وَارْتَابَتْ
kuşkuya düşmüş
ف۪ي رَيْبِهِمْ
şüpheleri içinde
يَتَرَدَّدُونَ
bocalayıp duranlar
﴿٤٥﴾
انْبِعَاثَهُمْ
davranışlarından
فَثَبَّطَهُمْ
ve onları durdurdu
﴿٤٦﴾
لَوْ خَرَجُوا
çıkmış olsalardı
مَا زَادُوكُمْ
size bir katkıları olmazdı
وَلَا۬اَوْضَعُوا
hemen sokulurlardı
يَبْغُونَكُمُ
sizi düşürmek için
وَف۪يكُمْ
içinizde de vardı
سَمَّاعُونَ
kulak verenler
﴿٤٧﴾