يَتُوبُ
tevbesini kabul eder
عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُۜ
dilediğinin
﴿٢٧﴾
الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا
inananlar
الْمُشْرِكُونَ
ortak koşanlar
فَلَا يَقْرَبُوا
artık yaklaşmasınlar
الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ
Mescid-i Haram'a
عَيْلَةً
yoksulluğa düşmekten
فَسَوْفَ
biliniz ki yakında
يُغْن۪يكُمُ
sizi zengin edecektir
مِنْ فَضْلِه۪ٓ
kendi lutfundan
﴿٢٨﴾
الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ
inanmayan
وَلَا بِالْيَوْمِ
ve gününe
وَلَا يُحَرِّمُونَ
haram saymayan
مَا حَرَّمَ
haram kıldığını
وَلَا يَد۪ينُونَ
ve din edinmeyenlerle
مِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا
kendilerine verilenlerden
وَهُمْ صَاغِرُونَ۟
küçülerek
﴿٢٩﴾
النَّصَارَى
Hıristiyanlar da
قَوْلُهُمْ
onların sözleridir
بِاَفْوَاهِهِمْۚ
ağızlariyle geveledikleri
يُضَاهِؤُ۫نَ
benzetiyorlar
الَّذ۪ينَ كَفَرُوا
inkar edenlerin
قَاتَلَهُمُ
onları kahretsin
﴿٣٠﴾
وَرُهْبَانَهُمْ
ve rahiplerini
وَالْمَس۪يحَ
ve Mesih'i de
وَمَٓا اُمِرُٓوا
oysa emredilmemişti
لِيَعْبُدُٓوا
ibadet etmeleri
عَمَّا يُشْرِكُونَ
ortak koştuklarından
﴿٣١﴾