وَقَطَّعْنَاهُمُ
biz onları ayırdık
اِذِ اسْتَسْقٰيهُ
su isteyince
مَشْرَبَهُمْۜ
içeceği yeri
الْمَنَّ
kudret helvasıyle
وَالسَّلْوٰىۜ
bıldırcın eti
مَا رَزَقْنَاكُمْۜ
size verdiğimiz rızıklardan
وَمَا ظَلَمُونَا
ama onlar bize zulmetmediler
اَنْفُسَهُمْ
kendi kendilerine
يَظْلِمُونَ
zulmediyorlardı
﴿١٦٠﴾
خَط۪ٓيـَٔاتِكُمْۜ
hatalarınızı
سَنَز۪يدُ
biz daha fazlasını da vereceğiz
الْمُحْسِن۪ينَ
iyilik edenlere
﴿١٦١﴾
الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا
zulmedenler
فَاَرْسَلْنَا
biz de gönderdik
﴿١٦٢﴾
عَنِ الْقَرْيَةِ
kent(halkın)ın durumunu
يَعْدُونَ
onlar haddi aşıyorlardı
اِذْ تَأْت۪يهِمْ
onlara gelirdi
لَا يَسْبِتُونَۙ
cumartesi dışındaki
لَا تَأْت۪يهِمْۚ
gelmezlerdi
نَبْلُوهُمْ
biz onları sınıyorduk
كَانُوا يَفْسُقُونَ
yoldan çıkmalarından
﴿١٦٣﴾