HAYIRHAH
Araf Suresi
Sayfa 151 | 8. Cüz
قَالَ
dedi
مَا
nedir?
مَنَعَكَ
seni alıkoyan
اَلَّا تَسْجُدَ
secde etmekten
اِذْ
zaman
اَمَرْتُكَۜ
sana emrettiğim
قَالَ
dedi
اَنَا۬
ben
خَيْرٌ
hayırlıyım
مِنْهُۚ
ondan
خَلَقْتَن۪ي
beni yarattın
مِنْ نَارٍ
ateşten
وَخَلَقْتَهُ
onu ise yarattın
مِنْ ط۪ينٍ
çamurdan
﴿١٢﴾
قَالَ
dedi
فَاهْبِطْ
öyle ise in
مِنْهَا
oradan
فَمَا يَكُونُ لَكَ
senin haddin değildir
اَنْ تَتَكَبَّرَ
büyüklük taslamak
ف۪يهَا
orada
فَاخْرُجْ
çık
اِنَّكَ
çünkü sen
مِنَ الصَّاغِر۪ينَ
aşağılıklardansın
﴿١٣﴾
قَالَ
dedi
اَنْظِرْن۪ٓي
bana süre ver
اِلٰى
kadar
يَوْمِ
güne
يُبْعَثُونَ
tekrar dirilecekleri
﴿١٤﴾
قَالَ
dedi ki
اِنَّكَ
haydi sen
مِنَ الْمُنْظَر۪ينَ
süre verilmişlerdensin
﴿١٥﴾
قَالَ
dedi
فَبِمَٓا
karşılık
اَغْوَيْتَن۪ي
beni azdırmana
لَاَقْعُدَنَّ
ben de oturacağım
لَهُمْ
onlar(ı saptırmak) için
صِرَاطَكَ
senin yolunun üstüne
الْمُسْتَق۪يمَۙ
doğru
﴿١٦﴾
ثُمَّ
sonra
لَاٰتِيَنَّهُمْ
onlara sokulacağım
مِنْ بَيْنِ اَيْد۪يهِمْ
önlerinden
وَمِنْ خَلْفِهِمْ
arkalarından
وَعَنْ اَيْمَانِهِمْ
sağlarından
وَعَنْ شَمَٓائِلِهِمْۜ
sollarından
وَلَا تَجِدُ
ve bulmayacaksın
اَكْثَرَهُمْ
çoklarını
شَاكِر۪ينَ
şükredenlerden
﴿١٧﴾
قَالَ
buyurdu
اخْرُجْ
haydi çık
مِنْهَا
oradan
مَذْؤُ۫ماً
yerilmiş
مَدْحُوراًۜ
ve kovulmuş olarak
لَمَنْ
andolsun kim
تَبِعَكَ
sana uyarsa
مِنْهُمْ
onlardan
لَاَمْلَـَٔنَّ
dolduracağım
جَهَنَّمَ
cehennemi
مِنْكُمْ
sizin
اَجْمَع۪ينَ
hepinizden
﴿١٨﴾
وَيَٓا
ey
اٰدَمُ
Adem
اسْكُنْ
durun
اَنْتَ
sen
وَزَوْجُكَ
ve eşin
الْجَنَّةَ
cennette
فَكُلَا
yeyin
مِنْ حَيْثُ
yerden
شِئْتُمَا
dilediğiniz
وَلَا تَقْرَبَا
fakat yaklaşmayın
هٰذِهِ
şu
الشَّجَرَةَ
ağaca
فَتَكُونَا
yoksa olursunuz
مِنَ الظَّالِم۪ينَ
zalimlerden
﴿١٩﴾
فَوَسْوَسَ
derken fısıldadı
لَهُمَا
onlara
الشَّيْطَانُ
şeytan
لِيُبْدِيَ
göstermek için
لَهُمَا
kendilerine
مَا وُ۫رِيَ
kendilerinden gizlenmiş olan
عَنْهُمَا
onların
مِنْ سَوْاٰتِهِمَا
çirkin yerlerini
وَقَالَ
dedi
مَا نَهٰيكُمَا
sizi men'etti
رَبُّكُمَا
Rabbiniz
عَنْ هٰذِهِ الشَّجَرَةِ
şu ağaçtan
اِلَّٓا
sırf
اَنْ تَكُونَا
olursunuz diye
مَلَكَيْنِ
ikiniz de birer melek
اَوْ
ya da
تَكُونَا
olursunuz diye
مِنَ الْخَالِد۪ينَ
ebedi kalıcılardan
﴿٢٠﴾
وَقَاسَمَـهُمَٓا
ve onlara yemin etti
اِنّ۪ي
elbette ben
لَكُمَا
size
لَمِنَ النَّاصِح۪ينَۙ
öğüt verenlerdenim diye
﴿٢١﴾
فَدَلّٰيهُمَا
onları aşağı sarkıttı
بِغُرُورٍۚ
aldatarak
فَلَمَّا ذَاقَا
tadınca
الشَّجَرَةَ
ağac(ın meyvasın)ı
بَدَتْ
göründü
لَهُمَا
kendilerine
سَوْاٰتُهُمَا
çirkin yerleri
وَطَفِقَا
ve başladılar
يَخْصِفَانِ
üst üste yamayıp örtmeğe
عَلَيْهِمَا
üzerlerine
مِنْ وَرَقِ
yapraklarını
الْجَنَّةِۜ
cennet
وَنَادٰيهُمَا
onlara ünledi
رَبُّهُمَٓا
Rableri
اَلَمْ اَنْهَكُمَا
ben sizi men'etmedim mi?
عَنْ تِلْكُمَا الشَّجَرَةِ
o ağaçtan
وَاَقُلْ
ve demedim mi?
لَكُمَٓا
size
اِنَّ
şüphesiz
الشَّيْطَانَ
şeytan
لَكُمَا
sizin için
عَدُوٌّ
düşmandır
مُب۪ينٌ
apaçık
﴿٢٢﴾
Önceki Sayfa
Sonraki Sayfa
151 sayfa okundu