اِلٰى مَٓا اَنْزَلَ
indirdiğine
وَاِلَى الرَّسُولِ
ve Elçi'ye
اَوَلَوْ كَانَ
olsa da mı?
وَلَا يَهْتَدُونَ
ve doğru yolu bulamayan
﴿١٠٤﴾
الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
inananlar
لَا يَضُرُّكُمْ
size zarar vermez
اهْتَدَيْتُمْۜ
siz doğru yolda olduğunuz
فَيُنَبِّئُكُمْ
O size haber verecektir
﴿١٠٥﴾
الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
inananlar
اٰخَرَانِ
iki kişi (şahidlik etsin)
مِنْ غَيْرِكُمْ
sizden olmayan
ضَرَبْتُمْ
yolculuk ederken
فَاَصَابَتْكُمْ
başınıza gelmişse
تَحْبِسُونَهُمَا
onları tutarsınız
فَيُقْسِمَانِ
yemin etsinler
اِنِ ارْتَبْتُمْ
kuşkulanırsanız
لَا نَشْتَر۪ي
satmayacağız
وَلَا نَكْتُمُ
ve gizlemeyeceğiz
﴿١٠٦﴾
فَاٰخَرَانِ
başka iki kişi
مَقَامَهُمَا
onların yerine
مِنَ الَّذ۪ينَ اسْتَحَقَّ
haksızlık edilenlerden
فَيُقْسِمَانِ
yemin ederler
لَشَهَادَتُـنَٓا
mutlaka bizim şahidliğimiz
مِنْ شَهَادَتِهِمَا
onların şahidliğinden
وَمَا اعْتَدَيْنَاۘ
biz (hakka) tecavüz etmedik
لَمِنَ الظَّالِم۪ينَ
zalimlerden
﴿١٠٧﴾
عَلٰى وَجْهِهَٓا
gereği gibi
اَنْ تُرَدَّ
reddedilmesinden
اَيْمَانِهِمْۜ
yeminlerinden
وَاسْمَعُواۜ
ve iyi dinleyin
لَا يَهْدِي
doğru yola iletmez
الْفَاسِق۪ينَ۟
yoldan çıkan
﴿١٠٨﴾