الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
inananlar
وَالنَّصَارٰٓى
ve hıristiyanları
بَعْضُهُمْ
onların bır kısmı
يَتَوَلَّهُمْ
onları kendine veli yaparsa
لَا يَهْدِي
doğru yola iletmez
﴿٥١﴾
الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ
kalblerinde bulunanların
اَنْ تُص۪يبَنَا
bize gelmesinden
مِنْ عِنْدِه۪
kendi katından
فَيُصْبِحُوا
onlar olurlar
عَلٰى مَٓا اَسَرُّوا
gizlediklerine
ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ
içlerinde
﴿٥٢﴾
الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا
inananlar
اَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ
bunlar mı o
الَّذ۪ينَ اَقْسَمُوا
yemin edenler
اَيْمَانِهِمْۙ
yeminleriyle
لَمَعَكُمْۜ
sizinle beraber olduklarına
اَعْمَالُهُمْ
bütün çabaları
﴿٥٣﴾
الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
inananlar
وَيُحِبُّونَهُٓ
onlar da O'nu severler
عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ
Mü'minlere karşı
اَعِزَّةٍ
onurlu ve şiddetlidirler
عَلَى الْكَافِر۪ينَۘ
kafirlere karşı
يُجَاهِدُونَ
cihad ederler
وَلَا يَخَافُونَ
korkmazlar
لَٓائِمٍۜ
hiçbir kınayıcının
﴿٥٤﴾
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
ve mü'minlerdir
الَّذ۪ينَ يُق۪يمُونَ
kılan
وَهُمْ رَاكِعُونَ
rüku'a varan
﴿٥٥﴾
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
ve mü'minleri
هُمُ الْغَالِبُونَ۟
galib gelecek olanlar
﴿٥٦﴾
الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
inananlar
الَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا
yerine koyanları
مِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا
verilenlerden
مِنْ قَبْلِكُمْ
sizden önce
وَالْكُفَّارَ
ve kafirlerden
كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ
inanıyorsanız
﴿٥٧﴾