الَّذ۪ينَ يَتَرَبَّصُونَ
onlar gözetleyip dururlar
اَلَمْ نَكُنْ
biz de değil miydik?
نَص۪يبٌۙ
(savaşta) bir payı
اَلَمْ نَسْتَحْوِذْ
biz üstünlük sağlamadık mı
وَنَمْنَعْكُمْ
ve sizi korumadık mı
مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَۜ
mü'minlerden
وَلَنْ يَجْعَلَ
ve asla vermeyecektir
﴿١٤١﴾
الْمُنَافِق۪ينَ
iki yüzlüler
يُخَادِعُونَ
aldatmağa çalışırlar
خَادِعُهُمْۚ
onları aldatır
يُرَٓاؤُ۫نَ
gösteriş yaparlar
وَلَا يَذْكُرُونَ
anmazlar
﴿١٤٢﴾
مُذَبْذَب۪ينَ
yalpalayıp dururlar
لَٓا اِلٰى هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
ne bunlara
وَلَٓا اِلٰى هٰٓؤُ۬لَٓاءِۜ
ne de onlara
﴿١٤٣﴾
الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
inananlar
الْمُؤْمِن۪ينَۜ
mü'minleri
اَتُر۪يدُونَ
mi istiyorsunuz?
عَلَيْكُمْ
aleyhinizde olacak
﴿١٤٤﴾
الْمُنَافِق۪ينَ
iki yüzlüler
فِي الدَّرْكِ
tabakasındadırlar
﴿١٤٥﴾
الَّذ۪ينَ تَابُوا
tevbe edenler
الْمُؤْمِن۪ينَۜ
mü'minlerle
﴿١٤٦﴾
بِعَذَابِكُمْ
size azabetmeyi
وَاٰمَنْتُمْۜ
ve inanırsanız
شَاكِراً
şükrün karşılığını veren
عَل۪يماً
(herşeyi) bilendir
﴿١٤٧﴾