وَأَنْ تَضْرِبَ عَلَيَّ سُرَادِقَاتِ حِفْظِكَ وَعِنَايَتِكَ، وَتُرَدِّيَن۪ي بِكَنَفِكَ وَكِلاَئَتِكَ وَرِعَايَتِكَ، وَأَنْ تَحْبِسَ عَنّ۪ي شَرَّ اْلأَشْرَارِ، وَتَحْجُبَن۪ي بِنُورِ عَظَمَتِكَ مِنَ الظَّلَمَةِ وَالْفُجَّارِ، وَأَنْ تَعْقِدَ عَنّ۪ي كُلَّ لِسَانٍ نَاطِقٍ بِشَرٍّ، وَتَرُدَّ عَنّ۪ي كُلَّ سَهْمٍ رَامٍ بِضَرٍّ، وَأَنْ تُعْمِيَ كُلَّ بَصَرٍ إِلَيَّ بِالْحَسَدِ رَامِقٍ وَكُلَّ قَلْبٍ ل۪ي بِالْعَدَاوَةِ خَافِقٍ وَأَنْ تَقْهَرَ مَنْ يُر۪يدُ قَهْر۪ي قَهْراً يَمْنَعُهُ الرَّاحَةَ وَالْقَرَارَ، وَيُضَيِّـقُ عَلَيْهِ فَس۪يحَ اْلأَرْضِ وَوَاسِعَ اْلأَقْطَارِ، وَأَنْ تُخْرِجَ كُلَّ مُوذٍ ل۪ي عَنْ داَئِرَةِ الْحِلْمِ وَاللُّطْفِ وَالْمَهْلِ، وَتَغُلَّ أَيْدِيَ أَعْداَئ۪ي وَتَرْبِطَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ وَلاَ تُبَلِّغَهُمُ اْلأَمَلَ، وَأَنْ تَكْفِيَن۪ي كُلَّ بَاغٍ وَشَامِتٍ،
İnayet ve hıfz çadırını üzerime kurmanı; koruman, gözetmen ve setretmen ile beni bürümeni, kötülerin şerrini bana ulaştırmamanı, nur-u azametinle beni zalimler ve facirlerden gizlemeni, şer konuşan bütün dilleri bana karşı bağlamanı, zarar niyetiyle atılan bütün okları geri çevirmeni, bana hasetle bakan bütün gözleri, bana düşmanlıkla atan bütün kalbleri kör etmeni, benim kahrolmamı isteyenleri, rahat ve istikrardan edecek ve bütün buudlarıyla yerin genişliğini onlara dar getirecek şekilde kahretmeni, bana eziyet eden herkesi hilim, lütuf ve mühlet dairesinden çıkarmanı, maksatlarına ulaştırmayacağın derecede düşmanlarımın ellerini kelepçeleyip kalblerini bağlamanı, onları emellerine ulaştırmamanı; azgın ve kötülük kollayan herkese karşı bana yetmeni,