Öğle Namazı Tesbihatı Duası 5. Sayfa

00:00

    Eller yukarı kaldırılır ve şöyle duâ edilir

  • يَا رَبَّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ❁ نَسْأَلُكَ بِحَقِّ هٰذِهِ الْأَسْمَاءِ كُلِّهَا أَنْ تُصَلِّيَ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ، وَارْحَمْ سَيِّدَنَا مُحَمَّدًا كَمَا صَلَّيْتَ وَسَلَّمْتَ وَبَارَكْتَ وَرَحِمْتَ وَتَرَحَّمْتَ عَلَى سَيِّدِنَا إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا إِبْرَاهِيمَ فِي الْعَالَمِينَ، رَبَّنَا إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ، بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ، وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
  • 53. Yâ Rabbe's-semâvâti ve'l-ard, Yâ Ze'l-celâli ve'l-ikrâm. Nes'eluke bi hakki hâzihi'l-esmâi kullihâ en tusalliye 'alâ seyyidinâ Muhammedin ve 'alâ âl-i seyyidinâ Muhammed, ve'rham seyyidenâ Muhammeden kemâ salleyte ve sellemte ve bârekte ve rahimte ve terahhamte 'alâ seyyidinâ İbrâhîme ve 'alâ âl-i seyyidinâ İbrâhîme fi'l-'âlemîn, Rabbenâ inneke hamîdun mecîd, bi rahmetike Yâ Erhame'r-Râhimîn, ve'l-hamdu lillâhi Rabbi'l-'alemîn.
  • 53. Ey göklerin ve yerin Rabbi, ey Celâl ve İkram sahibi! Bütün bu isimlerin hakkı için Senden İbrahim'e ve İbrahim'in âline salât, selâm, bereket, rahmet ve çok şefkat ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed'e (a.s.m.) ve Muhammed'in âline cümle âlemlerde salât etmeni diliyorum. Rabbimiz, Sen her senaya lâyık Hamid; şânı yüce, kadri büyük olan Mecîd'sin!
  • Bundan sonra Bakara sûresi 285-286. âyetleri (Âmenerrasûlü) okunur:

  • أَعُوذُ بِاللّٰهِ السَّمِيعِ الْعَلِيمِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
  • 78. E'ûzu bi'llahi's-semî'i'l-'alîmi mine'ş-şeytânirracîm
  • 78. Kovulmuş şeytanın şerrinden, her şeyi işiten ve bilen Allah'a sığınırım.
  • بِسْـــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيـمِ
  • 79. Bismillâhirrahmânirrahîm
  • 79. Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
  • لَقَدْ صَدَقَ اللَّهُ رَسُولَهُ الرُّؤْيَا بِالْحَقِّ لَتَدْخُلُنَّ الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ إِن شَاء اللَّهُ آمِنِينَ مُحَلِّقِينَ رُؤُوسَكُمْ وَمُقَصِّرِينَ لَا تَخَافُونَ فَعَلِمَ مَا لَمْ تَعْلَمُوا فَجَعَلَ مِن دُونِ ذَلِكَ فَتْحًا قَرِيبًا
  • 80. Lekad sadekallâhu Rasûlehu’r-ru’yâ bi’l-hakk, letedhulunne’l-mescide’l-harâme inşâallâhu âminîne muhallikîne ru’ûsekum ve mukassirîne lâ tehâfûn, fe ‘alime mâ lem te’lemû fece’ale min dûni zâlike fethan karîbâ.
  • 80. Andolsun ki Allah, elçisine gösterdiği ve onun da ashabına haber verdiği rüyasını doğru çıkardı. O'nun rüyası kendisinin, ashabı ile birlikte (hac) ibadetinin bitişinin habercisi olarak bir kısmının saçlarını kazıtmış bir kısmının ise saçlarını kısaltmış olduğu halde düşmanlarından güvende olarak Mekke'ye girmeleriydi. -Ey Mü'minler!- Sizler kendi maslahatınıza (yararınıza) olan şeyi bilmezken Allah bunu bilmekteydi ve Mekke'ye girişinize dair olan rüyanın gerçekleşmesinden önce sizlere o sene yakın bir fetih vermişti. İşte o fetih; Allah Teâlâ'nın Hudeybiye Anlaşması ve onun devamında Hudeybiye'ye katılan Mü'minlerin elleri ile gerçekleştirmiş olduğu Hayber'in Fethi idi.
  • هُوَ الَّذِي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدَى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَكَفَى بِاللَّهِ شَهِيدًا
  • 81. Huve’llezî ersele Rasûlehû bi’l-hudâ ve dîni’l-hakki li yuzhirahû ‘ale’d-dîni kullih, ve kefâ bi’llâhi şehîdâ.
  • 81. Peygamberi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'i apaçık bir beyan ve hak din olan İslam Dini ile o dinin kendisine muhalif olan bütün dinlere üstün gelmesi için gönderen Allah'tır. Allah, buna şahitlik etmiştir ve şahit olarak Allah yeter.
  • مُّحَمَّدٌ رَّسُولُ اللَّهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ أَشِدَّاء عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَاء بَيْنَهُمْ تَرَاهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِّنَ اللَّهِ وَرِضْوَانًا سِيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِم مِّنْ أَثَرِ السُّجُودِ ذَلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَمَثَلُهُمْ فِي الْإِنجِيلِ كَزَرْعٍ أَخْرَجَ شَطْأَهُ فَآزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوَى عَلَى سُوقِهِ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ الْكُفَّارَ وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا
  • 82. Muhammedu’r-Rasûlullâh, ve’llezîne me’ahû eşiddâu âle’l-kuffâri ruhamâu beynehum terâhum rukke’an succeden yebteğûne fadlen mine’llâhi ve ridvânâ, sîmâhum fî vucûhihim min eseri’s-sucûd, zâlike meseluhum fi’t-tevrâh, ve meseluhum fi’l-incîli ke zer’in ehrace şet’ehû fe âzerahû fe’steğleza fe’stevâ ‘alâ sûgıhî yu’cibu’z-zurrâ’a li yeğîza bihimu’l-kuffâra ve’adellâhu’llezîne âmenû ve ‘amilu’s-sâlihâti minhum meğfiraten ve ecran azîmâ.
  • 82. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-, Allah’ın elçisidir. Onunla beraber olan sahabeleri kendilerine karşı savaşan kâfirlere çetin, kendi aralarında ise birbirlerine karşı merhametli ve şefkatlidirler. Baktığında onları Allah için rükûya varırken ve secde ederken görürsün. Onlar; Allah’tan kendilerini bağışlamasını, kendilerine yüce bir karşılık vermesini ve kendilerinden razı olmasını isterler. Onların nişanları, yüzlerinden hidayet, vakar ve namazın nuru olarak yansıyan secde izleridir. Bu, onların Musa -aleyhisselam-'a indirilen kitap olan Tevrat’taki vasıflarıdır. Onların, İsa -aleyhisselam-'a indirilen kitap olan İncil'deki vasıfları ise şöyledir: Onlar birbirleri ile yardımlaşmalarında filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki, bunun gücü ve kemali çiftçilerin de hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle ve birbirlerine olan tutkunluklarıyla kendilerini gören kâfirleri öfkelendirir. Allah, sahabelerden Allah'a iman edenlere ve salih ameller işleyenlerin günahlarını bağışlamayı vadetmiştir. Onları günahlarından dolayı sorumlu tutmayacaktır. Aynı şekilde onlara, katından büyük bir mükâfat vadetmiştir ki, o mükâfat Cennet'tir.
  • صَدَقَ اللّٰهُ الْعَزِيزُ
  • 83. Sadekallahu'l-'Azîm.
  • 83. Yüce Allah doğru söylemiştir.
4 sayfa okundu.