وَخَدَعَتْنِى الدُّنْيَا بِغُرُورِهَا وَنَفْسِى بِجِنَايَتِهَا وَمِطَالِى يَاسَيِّدِى فَاَسْاَلُكَ بِعِزَّتِكَ اَنْ لاَ يَحْجُبَ عَنْكَ دُعَائِى سُوءُ عَمَلِى وَفِعَالِى وَ لاَ تَفْضَحْنِى بِخَفِىِّ مَااطَّلَعْتَ عَلَيْهِ مِنْ سِرِّى وَ لاَ تُعَاجِلْنِى بِالْعُقُوبَةِ عَلَى مَا عَمِلْتُهُ فِى خَلَوَاتِى مِنْ سُوءِ فِعْلِى وَاِسَاءَتِى وَدَوَامِ تَفْرِيطِى وَجَهَالَتِى وَ كَثْرَةِ شَهَوَاتِى وَ غَفْلَتِى
Ve hedaetni’d-dunya bi-ğurûriha ve nefsi bi-cina-yetiha ve mitalî.
Ya Seyyidî, fees’eluke bi-izzeti-ke en la yehcube anke duaî sûu amelî ve fialî.
Ve la tefzahnî bi-hafiyyi met’tale’te aleyhi min sırrî. Ve la tuacilnî bi’l-ukûbeti alâ ma amiltuhu fî halevatî, min sûi fi’lî ve isâetî ve devami tefritî ve cehaletî ve kesreti şehevatî ve ğafletî.
ve dünya beni boş şeylerle aldatmış ve nefs-i emmarem, kendi cinayeti ve müsamahakârlığımla beni kandırmış. Ey seyyidim!
İzzetinin hakkına (senden istiyorum ki); amelimin kötülüğü, duamın kabulünü önlemesin, bildiğin gizli sırlarımı açarak beni rezil etme.
Gizlice işlediğim kötü amelim ve davranışım, sürekli tefritim ve cahilliğim, nefsani isteklerim ve gafletimin çokluğu yüzünden, beni cezalandırmada acele etme.