İmam Şâzilî’nin Hizbü’n-Nasr Duası 3. Sayfa

اَللّٰهُمَّ أَنْتَ تَعْلَمُ أَعْدَاءَنَا عَدَدًا، فَـبَدِّدْ شَمْلَهُمْ بَدَدًا، وَلَا تُـبْقِ مِنْهُمْ أَحَدًا، إِنَّكَ أَنْتَ الْبَاقِي سَرْمَدًا ﴿وَمَكَرُوا مَكْرًا وَمَكَرْنَا مَكْرًا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ ❁ فَانْظُرْ كَـيْـفَ كَانَ عَاقِـبَـةُ مَكْرِهِمْۙ أَنَّا دَمَّرْنَاهُمْ وَقَوْمَهُمْ أَجْمَعِينَ ❁ فَتِلْكَ بُـيُوتُهُمْ خَاوِيَةً بِمَا ظَلَمُواۘ﴾، ﴿تُدَمِّرُ كُلَّ شَيْءٍ بِأَمْرِ رَبِّهَا فَأَصْبَحُوا لَا يُرَۤى إِلَّا مَسَاكِنُهُمْۘ﴾، ﴿فَهَلْ تَرَى لَهُمْ مِنْ بَاقِـيَـةٍ﴾، ﴿وَهِيَ خَاوِيَـةٌ عَلَى عُرُوشِهَا﴾، ﴿فَقُطِعَ دَابِـرُ الْقَوْمِ الَّذِينَ ظَلَمُواۘ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ﴾ وَصَلَّى اللّٰهُ عَلَى سَـيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى أٰلِـهِ الطَّـيِّـبِـينَ الطَّاهِرِينَ وَصَحْبِهِ الْكِرَامِ الْبَرَرَةِ أَجْمَعِينَ، وَعَلَى جَمِيعِ الْأَنْبِيَاءِ وَالْمُرْسَلِينَ، وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ❁
Allahım! Düşmanlık yapanların sayılarını en iyi Sen bilirsin. Onların birliklerini boz ve hiçbirini yeryüzünde bırakma. Bâkî ve sermedî olan yalnız Sensin. “Onlar bir tuzak kurdular, ama tuzaklarına karşı Biz de tuzak kurduk, kendileri farkında olmadan onların tuzaklarını bozduk, onların planlarını altüst ettik. Bak işte onların tuzaklarının âkıbeti nasıl oldu! Biz onları da kendilerine uyan toplumlarını da imha ettik! İşte onların, zulümleri sebebiyle ıssız kalmış, çökmüş evleri...” “Rabbinin izniyle her şeyi devirip yerle bir eden bir kasırgadır. Derken hepsi helâk olup sadece meskenleri kaldı.” “Şimdi onlardan geri kalan bir şey görebilir misin?” “Şehrin altı üstüne gelmiş, ıpıssız yatıyordu.” “Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd olsun ki böylece, zulmedip duran o gürûhun arkası kesildi.” Salât ü selâm Efendimiz Hazreti Muhammed’in, tertemiz ehl-i beytinin, kerem sahibi ashâbının ve bütün enbiya ve mürselînin üzerine olsun. Hamd sadece ve sadece Âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.
عَلَيْكَ مُعَوَّلِي يَا ذَا الْجَلَالِ وَتَعْلَمُ مَقْصَدِي مَعَ ضِيقِ حَالِي فَخَيِّبْ قَصْدَهُمْ فِي كُلِّ أَمْرٍ وَعَجِّلْ أَخْذَهُمْ فِي شَرِّ حَالِ بِجَاهِ الْقُطْبِ وَالْأَبْدَالِ طُرًّا وَبِالسُّورِ الْمَصُونِ لَدَى الرِّجَالِ وَبِالْأَسْمَاءِ ذَاتِ الْقَهْرِ عَجِّلْ بِمَا قَدْ رُمْتُهُ يَا ذَا الْجَلَالِ
Güven ve itimadım Sanadır ey celâl sahibi, Hâl-i pürmelâlimi ve maksudumu Sen bilirsin; O şer düşünenleri her işlerinde hüsrana uğrat, Sen dilersen onları bir an önce mahvedersin. Kutup ve bütün ebdâl kulların hürmetine, Ricâlü’l-gayb yanındaki korunan sur, Ve kahreden isimlerin hürmetine, Rabbim, Sen de silleni bu zalimlere vur.
لِحِزْبِ النَّصْرِ أَسْرَارٌ سَنِـيَّـةٌ وَلِلرَّحْمٰنِ أَلْطَافٌ خَـفِـيَّـةٌ وَإِنَّا بِالْإِجَابَةِ قَدْ وُعِدْنَا وَتَرْكُ سُؤَالِ مَوْلَانَا خَطِـيَّـةٌ
Bu Hizbü’n-Nasr’ın nice üstün sırları vardır, Rahman’ın nice gizli lütufları olduğu gibi; Mevlâmız, bizim dualarımıza icabet vaad etmiştir, Öyleyse, Rabb-i Rahîm’den istememek de ne ki!
Sayfayı okuduğunuzda tıklayarak sayacı arttırabilir, çift tıklayarak sıfırlayabilirsiniz.
2 sayfa okundu