Sahîfe-i Seccâdiye Hacet ve İhtiyaç Duası 2. Sayfa

Sayfa 2 / 4

1
فَمَنْ حَاوَلَ سَدَّ خَلَّتِهِ مِنْ عِنْدِكَ، وَرَامَ صَرْفَ الْفَقْرِ عَنْ نَفْسِهِ بِكَ، فَقَدْ طَلَبَ حَاجَتَهُ فِي مَظَانِّهَا، وَأَتَى طَلِبَتَهُ مِنْ وَجْهِهَا.
Fe men hâvele sedde halletihî min indike, ve râme sarfe'l-fakri an nefsihî bike, fe kad talebe hâcetehû fî mezânnihâ, ve etâ talibetehû min vechihâ.
Kim ihtiyaç gediklerini senin katından kapamak ister ve seninle fakirliğini gidermeye azmederse, hiç kuşkusuz, hacetini, bulabileceği yerde aramış, dileğine kavuşabileceği yöne yönelmiştir.
2
وَمَنْ تَوَجَّهَ بِحَاجَتِهِ إِلَى أَحَدٍ مِنْ خَلْقِكَ، أَوْ جَعَلَهُ سَبَبَ نُجْحِهَا دُونَكَ، فَقَدْ تَعَرَّضَ لِلْحِرْمَانِ، وَاسْتَحَقَّ مِنْ عِنْدِكَ فَوْتَ الْإِحْسَانِ.
Ve men teveccehe bi-hâcetihî ilâ ehadin min halkıke, ev cealehû sebebe nüchihâ dûneke, fe kad tearraza li'l-hırmâni, ve'stehakka min indike fevte'l-ihsân.
Kim de, hacetini yaratıklarından herhangi birine götürür veya seni değil de onu hacetinin giderilmesi noktasında sebep kabul ederse, hiç şüphesiz, kendini yoksunluğa maruz bırakmış, senin lütuf ve ihsanını kaybetmeyi hak etmiştir.
3
اللَّهُمَّ وَلِي إِلَيْكَ حَاجَةٌ، قَدْ قَصَّرَ عَنْهَا جُهْدِي، وَتَقَطَّعَتْ دُونَهَا حِيَلِي،
Allâhümme ve lî ileyke hâcetün, kad kassara anhâ cühdî, ve tekattaat dûnehâ hiyelî,
Allah'ım! Benim, kendi çabamla ulaşamayacağım, kendi plânlarımla elde edemeyeceğim bir hacetim var ki,
4
وَسَوَّلَتْ لِي نَفْسِي رَفْعَهَا إِلَى مَنْ يَرْفَعُ حَوَائِجَهُ إِلَيْكَ، وَلَا يَسْتَغْنِي فِي طَلِبَاتِهِ عَنْكَ،
Ve sevvelet lî nefsî ref'ahâ ilâ men yerfeu havâicehû ileyke, ve lâ yestağnî fî talibâtihî anke,
nefsimin aldatmasıyla onu, hacetlerini sana getiren, dileklerinde sana muhtaç olan (kendim gibi) birine götürdüm.
5
وَهِيَ زَلَّةٌ مِنْ زَلَلِ الْخَاطِئِينَ، وَعَثْرَةٌ مِنْ عَثَرَاتِ الْمُذْنِبِينَ،
Ve hiye zelletün min zeleli'l-hâtiîne, ve asratün min aserâti'l-müznibîne,
Bu da hatakârların hatalarından bir hata, günahkârların sürçmelerinden bir sürçmedir.
1 sayfa okundu