هُوَ اللهُ الَّذِي لاَ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ اَلْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلاَمُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ الْغَفَّارُ ﴿﴾ اَلْمُبْدِئُ الْمُعِيدُ الْبَرُّ الْمُحْصِى الرَّزَّاقُ الْقَابِضُ الْبَاسِطُ الْخَافِضُ الرَّافِعُ الْمُعِزُّ الْمُذِلُّ الْمُقِيتُ الصَّادِقُ الْبَاقِى الرَّؤُفُ النَّافِعُ الضَّارُّ الْمُهْلِكُ الْمُقَدِّمُ الْمُؤَخِّرُ الْعَفُوُّ الْغَنِىُّ الْمُغْنِى الْمُنْتَقِمُ التَّوَّابُ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ الْبَصِيرُ
102Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ huve * el-melik-ul kuddûs-us selâm-ul mu’min-ul muheymin-ul azîz-ul cebbâr-ul mutekebbir-ul -hâlık-ul bâri-ul musavvir-ul gaffâr * el mubdi-ul muîd-ul berr-ul muhsır-rezzâk-ul kâbid-ul bâsit-ul hâfıd-ur râfi-ul mu’izz-ul muzill-ul mukît-us-sâdık-ul bâkir-ra’ûf-un nâfi-ud-dârr-ul muhlik-ul mukaddim-ul mu’ahhir-ul afuvv-ul-ğaniyy-ul muğnil muntekım-ut tevvâb-us semî-ul alîm-ul-basîr.
102O öyle bir Allah’tır ki, Ondan başka ilah yoktur. O Meliktir mülk sahibidir. O Kuddüstür, paktır, bütün ayıplardan uzaktır, bütün temizliklerin esas sahibidir. O Selâmdır, her türlü acz, kusur ve noksanlıktan münezzehtir, selamet Ondan gelir. O Mü’mindir, emniyet ve emân verir, kalplere iman bahşeder. O Müheymin’dir, herşeyin dizgini elinde, bütün mevcudatı çepeçevre kudret pençesinde tutan, gözeten, koruyandır. O Azizdir, kudreti herşeye galiptir. O Cebbardır, kimse Ona karşı koyamaz. O Mütekebbirdir, büyüklük ancak kendisine hastır. Allah müşriklerin Kendisine ortak koştukları şeylerden münezzehtir. O Hâlık’tır, herşeyin yaratıcısıdır. O Bârî’dir, bir şeyden çok şeyi örneksiz yaratandır. O Musavvir’dir, herşeye münasip suret giydirendir. O Gaffâr’dır, bol mağfiret fazıl ve rahmetiyle her günahı bağışlayandır. O Mübdi’dir, bütün mevcudatı maddesiz, mayesiz, örneksiz, meşietiyle yoktan var eden ve başlatandır. O Muîd’dir, ilk yarattığı ve her zaman yenilediği, ölmüş çürümüş dağılmış mevcudatı tekrar dirilten ve iade edendir. O Muhsî’dir, maddî ve manevî herşeyin sayı ve hesabını bilendir. O Rezzâk’tır, bütün mahlûkatı rızıklandıran rızkı elde etme sebeblerini yaratandır. O Kâbıd’dır, maddî-mânevî herşeyi istediği ölçüde azaltıp daraltandır. O Bâsıt’tır, maddî manevî her şeyi istediği miktarda alçalman genişletendir. O Hâfid’dir dilediğini alçaltır ve indirendir. O Rafi’dir, herşeyin maddî ve manevî yükselmesi elinde bulunandır. O Muizz’dir, dilediğine tevfik verip azîz kılan, izzet bahşedip şereflendirendir. O Müzill’dir, dilediğini hikmet ve adaletiyle zelîl kılandır. O Mukît’tir, mahlûkatın çeşit çeşit rızkını vakti vaktine veren, gözetip kuvvetlendirendir. O Sâdık’tır, her sözü, her işi doğru olan, ahdini, vadini yerine getirendir. O Bakî’dir, bütün sıfat ve esmasıyla hep var olan, varlığı zamanla sınırlanmayandır. O Raûf’dur, çok esirgeyen, re’fet ve hususî şefkatini gösterendir. O Nafi’dir, faydalı şeyleri yaratan, herşeye çok menfaatlar iyilikler takandır. O Dârr’dır, hikmeti gereği, irade ettiklerine adaletle zarar ve elem verendir. O Mühliktir, dilediği şeyi helak edendir. O Mukaddim’dir, dilediği herşeyi öne geçiren, şereflendirendir. O Muahhir’dir, dilediği herşeyi arkaya alan, vakti merhune bırakandır. O Afüvv’dir, çok affeden, pişmanları affetmeyi sevendir. O Ganî’dir, mutlak zenginlik sahibi, hiçbir kimseye muhtaç olmayan, herkes Kendisine muhtaç olandır. O Muğnî’dir, dilediği kimseyi maddî ve manevî zengin kılandır. O Müntakim’dir, zalimlerden, intikam alandır. O Semî’dir bütün ses ve sadaları en iyi işitendir. O Alîm’dir, herşeyi en iyi bilendir. O Basîr’dir, herşeyi en iyi görendir.