1يَا مَنْ هُوَ اِلَيْهِ يَهْرَبُ الْخَٓائِفُونَYâ Men hüve ileyhi yehrabü’l-hâifûnEy korkanların kendisine kaçtığı,
2يَا مَنْ هُوَ اِلَيْهِ يَفْزَعُ الْمُذْنِبُونَYâ Men hüve ileyhi yefze’u’l-müznibûnEy günahkârların kendisine sığındığı,
3يَا مَنْ هُوَ اِلَيْهِ يَقْصِدُ الْمُنِيبُونَYâ Men hüve ileyhi yaksıdü’l-münîbûnEy tövbe edenlerin kendisine yöneldiği,
4يَا مَنْ هُوَ اِلَيْهِ يَلْجَأُ الْعَاصُونَYâ Men hüve ileyhi yelceü’l-‘âsûnEy âsilerin kendisine ilticâ ettiği,
5يَا مَنْ هُوَ اِلَيْهِ يَرْغَبُ الزَّاهِدُونَYâ Men hüve ileyhi yerğabü’z-zâhidûnEy zahitlerin kendisine rağbet ettiği,
6يَا مَنْ هُوَ فِيهِ يَطْمَعُ الْخَاطِؤُنَYâ Men hüve fîhi yatme’u’l-hâtıûnEy hatâlıların kendisine ümit beslediği,
7يَا مَنْ هُوَ يَسْتَاْنِسُ بِهِ الْمُرِيدُونَ ْYâ Men hüve yeste’nisü bihi’l-mürîdûnEy kendisini arzulayanların onunla ünsiyet bulduğu,
8يَا مَنْ هُوَ يَفْتَخِرُ بِهِ الْمُحْسِنُونَYâ Men hüve yeftehiru bihi’l-muhsinûnEy iyilik yapanların kendisiyle iftihar ettiği,
9يَا مَنْ هُوَ عَلَيْهِ يَتَوَكَّلُ الْمُتَوَكِّلُونَYâ men hüve ‘aleyhi yetevekkelü’l-mütevekkilunEy tevekkül edenlerin kendisine güvendiği,
10يَا مَنْ هُوَ يَسْكُنُ بِهِ الْمُوقِنُونَYâ men hüve yeskünü bihi’l-mûkınûnEy kuvvetle îman edenlerin kendisiyle huzur bulduğu,
11سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّا ٓ اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ ﴿٤٣﴾Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente’l-emâ-ne’l-emâne ecirnâ mine’n-nâr.Bütün kusurlardan münezzehsin, Senden başka ilâh yok. Emân ver bize. Bizi Cehennemden kurtar.